Monday, May 15, 2017

Balikesir

Gecen haftalarda sektorden bir arkadas aradi. Ben de camasir asiyordum. Cevap veremedim. Ben aradim arkasindan.
Neden gec acmisim, camasir asiyordum deyince, aaaa neeeddeeeen!

Of neyse. Anlattim. "Ya hemen gel bizimle calis". Biraz dinlenmek istedigimi soyledim. Dinlenmemeliymisim.
Cocugun kotu bir niyeti yok. Kendisini 5 senedir falan taniyorum. Bu sektore girdiginden beri benimle calismak istiyor. Fahri danismaniyim kendisinin mehehe.

Neyse, bana sektorun is pezevengi H'yi taniyip tanimadigimi sordu. Adamla 8 sene calistim. 1 sene ona bagli, 1 sene de Ank'da ayni ofiste. Birkac kere de denize girmisligimiz oldu. Ahahahaa
H su an onlarin sirkette.

Ay neyse. H is pezevengi olunca subat ayinda yolladigim ozgecmisimi IK'ya yollamis, bir suru yazismislar. Kizcagiz aradi sonra da tum yazismalari bana ileterek bugune randevu verdi. Merkur'e bagladim durumu. Ben gormemeliydim cunku yazilanlari.

Hmpfff

Bu sektorden cikmak istiyorum. Cok yiprandim. H zaten pek gonullu degildi. Onun da niyeti kotu degil. Elbette bir bildigi vardir. Yoksa ilk beni arardi zaten.
Yine de eski manitam is yerinde mudur olmus, "sakincasi olur mu?" diyor.

Yok yeaa dedim. Isi istemedigim icin. Ama reddetmedim de, cunku eski isyerimden arkadaslarimi oraya yonlendirebileyim diye. Bugun gittim eski manitayi goreyim diye ahahahaha

Ya iste Allaan sopasi yok. Telefonun yol gostericisi beni ana yolun diger tarafina atti. Aradim, cocugun tel cekmiyor. 15 dakika sonra bilmedigim bir numara aradi. Konum istedim. Izm-Canakkale yolunun oteki tarafina gectim.

Mulakati da cocuk yapicak ama yok.
Acil bir sorun olmus, gitmis. Bilmedigim numara bana ahirdan bozma is yerini gosterdi. Ben 15 senemi devirmisim bu sektorde bana amator sorular soruyor falan. Nerden bilsin. 
Sonra cocuk aradi nihayet. Telefonun cektigi bir yer bulmus. Sanirim direge falan cikti. Gelemeyecegini soyledi. Otelde kalir miymisim?
Evden cikarken hatta mesafeye bakmadan once planim buydu aslinda. Zaten tek basima tatil yapmak istiyordum. Iki gun once kucuk canta hazirlayayim diye dusunmustum. Sabah mesafeye bakinca sadece bikini, tokyo terlik aldim attim arabaya.
Mesafe 1 saat 10 dakika!

Eve donerim dedim. Yarin beni alacakmis, oyle dedi. Bir daha gitmek istemiyorum aslinda. 4 sene once 8 saat yol giden ben degilmisim gibi yoruldum ayol. 
Sabah sacimi kabartmayan sampuanla yikamis ustune taramisim. Kot pantolon giymekten son anda vaz gecmisim. Mulakat olmamis. Zaten orada calisasim yoktu.

Atladim araca, donuyorum. Donus cok kisa surdu yahu.
Ustelik durdum da.

Once bir Gömeç'te durdum. Fotograf cektim ama arka kamera kotu. Net cikmadi. 
Ataturk Kayalari'nda daglara soyleee bir baktim. Ataturk'u bir kere gormus biri bile benzetir. Muhtesem.

Sonra da giderken gordugum, gunlerdir yiyemedigim tostcuyu ararken bulamayinca, ilk gordugume girdim.
Sadece peynirli ayvalik tostuna 7 tele verdim!
Ici dolu olan ne kadar acaba!!!!

Baktim agaca motorsiklet bindirmisler. Te allaam derken mekanin adi motorcunun yeri imis. Cok yaratici. Tam giderken cilek topla dedi amca. Dikili'nin cilegi muhtesemdir. Ondan mi dedim. Sen bir kokla dedi. Aldim elime kap. Topluyorum ama bende ne ahlak varsa goz hakki bile koparmadim. Attim kaba. Ama nihayetinde sera. Pistim, kavruldum. Zaten benim cilekcim yolumun uzerinde. Az biraz toplayip, terler burnumdan damlamadan kasaya dondum.
Hmm karadut surubu, gul receli, sakiz receli ve tanesi 1 tlye organik yumurta. 
Adam bildigin yol ustunde rendeliyor durani.
Istemem dedim yine de verdi yumurta. 6 tane aldim. Arkadaslarim gelince yedircem seve seve. Ayrica tavuklardan biri ben oturur oturmaz gelip beni gagaladi. Hayvan!

Ben sakiz ve gul receli ile yetindim. Karadutu da baska musterilere sov yaparken yanci oldugum icin ikram etti. Sifa niyetine ictim.

Benim cilekci kapatmis zaten.
Eve geldim ama yorulmusum.

Yarin tekrar mi gitcem yea! Cocuk "ben gelir alirim seni" dedi de, bu firma epey fakir gorunuyor. Belki giderim. 

Simdi camasir asip, biraz uyuklamak istiyorum. Bu hayattan nasil vazgeccem aceba!?

Friday, May 12, 2017

2009 Ekim | Benjamin

Demek zamanı gelmiş. Birçok şeyi burada açıklayabilirim.

Öncelikle Benjamin ile başlayayım.
Benim eşyalara isim verme huyum vardır çünkü ruhları olduğuna inanırım. Aracımın plakası İzm Dikili olduğu için H idi ve bir abim (ki en son Dikili'de yaşadığımda karşılamış ve köpekle ilgili hikayesini anlatmıştım 2 sene evvel), "J hanım madem plakası H imiş, hayırlı olsun adı da, Hayriye olsun" demişti. Öyle devam etti.
Benjamin de Nikon D60 fotoğraf makinesidir. O vakit manitam olan Dingiliz A.B. tarafından bana hediye edildiği için adı Benjamin'dir. Siyah eşyalar erkek, beyaz eşyalar kadın. Şu an bunları yazdığım çocuk laptop (Çinliler küçük yerine çocuk diyorlar) misal beyaz ve yine bana A.B. tarafından hediye edilmiştir, adı Matilda'dır. Hakikaten ne çok hediye almış %#+*€£#%! (beni çok aldattı o nedenle).

Ve Benjamin bana Ekim 2009da gelmiş. Bu cimri Dingilizin bana böyle hediye alması da tamamen benim şanslı olmamdan ötürüdür. Çok minnettarım, çok şükür.

İlk geldiğinde, o vakitler 28 gün aralıksız çalışıp, 10 gün tatil yapıyor idik. Zor geliyordu, 14ncü gün delirip, birbirimize giriyorduk. Çalıştığımız yer aynı, kaldığımız yer aynı. ilk başlarda muhteşemdi. Konteynerde partiler. Bir araya gelmek için yaş günlerini bahane edip, parti yapmalar vs. Sonra şirket o partilerin çok verimli olduğunu görüp, bütçe ayırıp aylık düzenli yapmaya başladı. 

Ondan önce bu asosyal sevimsiz halimden farklı olarak manik dönemimdeydim sanırım, paraları ben toplardım. Hem de en cimrisinden, en Yahudisinden. (En cimrimiz Yahudiydi, o nedenle) Hakaret değildir. Kendisi de kabul ederdi cimri olduğunu sevgili Andrew Bey.
Neyse, bir gün erken çıkıp sanırım, Kemah'a gitmişiz.
Maalesef Matilda'da fotograf yukleme sorunu var, tablete mail attim. Sirasi karisti.

Bu asagidaki Kemah'taki tuz madeninin girisi. Ocak agzi da denilir. Belki hatirlarsiniz, buradan bir madenci bana karsiliksiz 10kg tuz yollamisti. Ben de ese dosta dagitim. (Bkz: kedili mutfaklar)

Asagidaki de Seyahatname'de Evliya Celebi'nin Kemah hakkinda yazdigi seylerin girizgahi. Kendisi bu gezinin ilk, Benjaminin dis cekimlerinin de ilk fotografidir. 
Ayrica Benjamin benim ilk semi-prof makinem oldugu icin, yeri ozeldir. Bu sayede fotografcilik seruvenimi de izleyebilecegiz.
Bu da kurutuldugu alanlardan biri tuzun.
Yine eski yonetim binasi. Pazar gunu olunca kimseyi gorup konusamadik. Farkindaysaniz bekci bile yok. Herkes digerinin malina saygili. Hirsizlik yok.
Madenden ciktiktan sonra meshur Gulabibey Camii'ne girmistik. O sene tadilattaydi. Uzun kalamadik.
Bu da kimbilir Kemah'in hangi koyu.
Kemah Kalesi'nden Karasu <3
Ilce merkezinden sonra kaleye gecmistik. Sessizdi oralar da.
Yorgunluga ragmen az biraz yurumustuk. Baska da bir numarasi yoktu.
Kale kapisindan gecer gecmez bu kadinla karsilasmistik. Rehberimiz olan Gada Bey, kadinla iki lafladi. Biz de fahis fiyata fal baktirdik. Hic hatirlamiyorum bile. 5 kisiymisiz. Benim arabamla gitmisiz. Fotograflarda kale kapisindan 35 plakali Hayriye gorunuyordu.
Bu da kumbetler.
Ilce icinde de var ancak bu asagidaki Melik Gazi Kumbeti. Alt odasinda Melik Gazi'nin mumyasi var.
Ben girdim gordum. Belki de lanetlendim. Zira ya kitabede ya da Seyahatname'de oyle yaziyor!
Mumyayi gormem 2-3 sene sonradir.

Matilda'nin sorununu halledip, yaldir yaldir fotograf atmak istiyorum.

Bunlar Benjamin ile yapilan seyahatler. Benim Dogu'ya ayak basma tarihim Ocak 2009. 
Yazmistim, Ank'dan yatakli vagonda yer ayirarak trenle gitmistim temelli. Trenden iner inmez dusmustum.
Ilk gittigimde de ejnebilerle gitmis oldugum icin beni de ejnebi zannetmisler bir sure. Konusmama gerek kalmamisti Turkce cunku.
Vay be..
Daha neler anlatacagim.
Sevgiyle,
J.











Salıdan Cumaya

Salı akşamı ilçenin çakma Asmalımescit'ine gidecektik. Eski çalışanım B mesaj atıp, "ya burada çaydan başka bir şey yok, başka yere gidelim" dedi. 
İlçe merkezinde salaş birahaneler haricinde alkollü mekan yok. Salaşlık derecesini sordum ve bir butik otelin ilçeye hakim bahçesine seyirttik.

O gece biralar, yemekler, bitmeyen eleştiriler ve çıkarılmamın esas sebebi vs epey bir konuştuk. Sebep hala çok saçma. Benim savcılığa verdiğim adamı atınca, beni de atmışlar. Neyse, sürekli eleştirdiğim bir sektörden ayrılınca yüzüme nur düştü. Bir baksanız gözünüz kamaşır.

O gece, mekandan çıkıp, o çaycılara / nargileciye gittik 3 kişi. Diğerleri evlere dağıldı. Benim falcı kız okula gitmiş, okul da başka şehirde sanırım. Gelince tekrar baktıracaklar. 19 Mayıs tatilinde gelme ihtimali var. Ben de arkadaşlarımı toplayıp gideceğim.
Ben yine de kahve içtim, gece 10:30 falan. Mekanın sahibi çocuk, kim bakacak diye sorunca, ben dedim. "Bana da bakar mısınız?" dedi. Tamam dedim.
Neticede o geceyi fal bakarak geçirdik. Bildiğimizden değil, iyi niyetimizden. Benim asi, ruhani bilimlerden uzak mühendis çalışanım bana fal baktı üstelik. Ama hiçbirimiz diğerine somut bir şey söylemedi.
Eve geldiğimde saat yarımdı, tuvalette bloga yazı yazıyor, çıkarılma sebebimi ve yine şirkette başıma gelenleri döküyordum ki, elektrik kesildi. Tuvalette elimde tabletle karanlıkta kalmadım neticede, ancak 2ye kadar kör karanlık yatak odasında bir o yana bir bu yana uykuya dalmaya çalıştım. Kahve içmeyince bana dokAnıyor elbet.
Ertesi gün de İzmir'e gitmeyi planlıyordum. 
27 senelik arkadaşım bekliyor. Sabah yine de erken kalktım ama gidesim yok. Bir de peynir yemiştim. Yine davul gibi gerilip, uyuklarken, arkadaşım mesaj attı; "hadi kalk". Kalktım yemin ederim. 
Çok komikti. Duş alıp, yola çıktım.
O gece evlerine misafir geldi ama biz yine kendi kendimize şifreli konuşmalar ile geceyi geçirdik.
Ertesi gün kendimle gurur duyabileceğim birçok şey yaptım. Tek başıma Alsancak'a gittim. Hem de otobüse bile bindim. Bende kalabalık fobyası var. Belki biliyorsunuz. Ama ter mer basmadan, rahatça gidip geldim! Bu da bana madalya.
O gün çok rüzgarlıydı. Akşam 7de dövülmüşüm gibi odama gidip yattım. Sonra akşam 9da kalkınca, gece 1de yine yataktaydım. Oy oy oyy
Uyku düzenim gitti elbette.
Bu süre zarfında, sürekli birbirimizde kaldığımız için, ikinci annem olan Y teyzeye gittik. Arkadaşımın kızının okuluna gittik. Ben şehre indim vs. 

Sürekli herkes ne kadar yoğun günler geçirdiğinden, senelerdir görmedikleri insanları gördüklerinden bahsediyorlar. Biz de oturup hesap yaptık arkadaşlığımızın geçmişi için. 27 sene olmuş.

Böyle size sığ gelebilecek ama benim için sevgi, minnet, başarı dolu bir sürede artık doğduğu kente dönmeye karar veren kardeşim bana şu an size seslendiğim aksrhksrke bir karışlık ekran ve bir karışlık klavyeye sahip laptopumu iletti. 

İçinde binlerce, şaka değil fotoğraf var.

Ben bu bloğu açmadan önce Doğu'da yaptığımız seyahatlere dair.

Fotoğraflarıma tekrar bakınca, bu minik şeye zarar gelmeden, ben de bu ilçede uygun SD card bulana kadar, bloga yazma kararı aldım.

Bakın neler yapmışım ben oradayken. Siz aslında çok küçük bir parçasına şahit oldunuz.

Böylece, nostaljik ama ileriye dönük bir blog dönüm noktası başlatmış olayım. Güzel olan fotoğraflardan tarihleri ne hatırlayabiliyor olmam.

Hadi bakalım!!